Background Image
Previous Page  14 / 44 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 14 / 44 Next Page
Page Background

Ö Z E L E G E L İ S E S İ

R Ö P O R T A J

12

okulumuzda en sonlarda iken gittiği okulda yüzde elliye

giriyor ve aileler gelip bizlere teşekkür ediyor.

Bir öğrencinin başarılı olmasını sağlayan ya da

başarısızlığına sebep olan etkenleri, bir eğitimci gözüyle

değerlendirebilir misiniz? Hangi noktada onları

kaybediyoruz?

Yabancı bir eğitim bilimci “İnsanları motive etmeye

çalışmayın. Sadece motivasyonlarının önündeki engelleri

yoldan temizleyin” diyor. Gerçekten de öğrenme doğuştan

gelir ve en çok kişisel taleple başlar. Durduk yerde bir

çocuk, öğrenmemek gibi bir durumla karşı karşıya kalmaz;

onun öğrenme isteğini engelleyen faktörler vardır. Bu

faktörler okuldan da aileden de kaynaklanabilir. Bence özel

öğrenme problemi olmadıkça, her bireyi eşit seviyede değil

ama çok iyi yetiştirebilirsiniz.

Bir çocuğu kaybetmeye başladığınızı sınıfta sergilediği

duruştan, derse olan ilgisinin, söz alma talebinin

azalmasından anlayabilirsiniz. İnsanlar sınavlara düşman

ama henüz dünyada, eğitimdeki çıktıyı ölçecek daha iyi bir

yöntem bulunamadı. Ancak elbette ölçmeyle değerlendirme

arasında bire bir korelasyon olmayan örnekler de var. Ben,

bir çocuğun başarısızlığının o ülkedeki eğitim sistemi ile

doğrudan alakalı olduğuna da inanmıyorum. Çünkü

dünyadaki eğitim sistemleri ufak tefek farklılıklar olmakla

birlikte aslında genel olarak birbirine çok benzer. Sonuçta,

Türkiye’nin dezavantajlı bölgelerinden, dezavantajlı

ailelerinden çok başarılı çocuklar çıkıyor, bu ülkenin

kurumlarını ya da uluslararası şirketleri yönetiyor. Ülkesel

dezavantajların kitlesel başarıyı ilgilendirdiği konusunda

hemfikirim ama her başarısızlık öyküsünü sistemin

kusurlarında aramak bana çok mantıklı gelmiyor.

Peki aile?

Bir çocuğun eğitiminde en çok neyin etkisi var biliyor

musunuz? Annenin eğitiminin… Akademik literatürde bu

konuya ait çok sayıda makale mevcut. Anne eğitimi kadar

bir çocuğun başarısını etkileyen ikinci bir faktör yok. Hem

anne hem de ailenin çocukların eğitimine çok doğrudan bir

etkisi var. Bu etki, teşvik edici de olabilir, vazgeçirici de… Biz

ve pek çok okul, son yıllarda ‘Ana - Baba Okulları’na zaman

ayırmaya başladık. Bizim okulumuzda bu organizasyonlar

yılda dört, beş kez yapılıyor. Bu çalışmalarda aileler en çok

neye ihtiyaç duyuyor, hangi noktalar aileleri zorluyor gibi

konularda ana başlıklar belirleniyor. Bu başlıklar

çerçevesinde de seminerler veriliyor. Veli toplantıları, okulun

velilere gönderdiği duyurular, bilgilendirici mektuplar,

Rehberlik Bölümü’müzün çıkardığı dijital yayınlar; bunların

hepsini ailelerin yararlanması için bir fırsat olarak

kullanıyoruz.

Başarı sizin için ne ifade ediyor?

Ben başarıda beklentilerin çok önemli olduğunu

düşünüyorum. Bir çocuğun iyi yetişmiş olsa da ailenin ya da

okulun beklentilerinden uzaklaşılmışsa başarısız olduğunu

düşünebiliyoruz. Bu işin akademik boyutudur. Tam

anlamıyla bir eğitimden bahsederseniz şunu söylemek

zorundayım. Sokağa bakmanız gerekir. Çocuğun nasıl bir

fert olduğu, sokağa çıktığında belli olur. Bizim okulumuzda

adı hayat dersleri olan bir uygulama var. Orada çocukların

birtakım davranış kalıpları kazanmaları için çalışıyoruz. Bir ay

çevre ve kaynakların tüketimi, bir başka ay öfke kontrolü

konuşulur. Bu gibi uygulamalarla öğrencilerimizi hayata

hazırlamaya çalışıyoruz.

Yıllardır, öğretmen atamalarını, okulların eğitim

bütçesinin yetersizliğini, değişen eğitim sistemlerini

konuşuyoruz. Özel okullar, bu sorunların neresinde?

Türkiye şu anda, kamu bütçesinin yaklaşık olarak yüzde

10’unu eğitime ayırır noktaya geldi. Bütçesinden yüzde 10

ayırıyor ama ya bütçeniz düşükse ya bu bütçe eğitim için